Atam izinden hiç ayrılmadık



Advert
Advert



Advert
Advert


Günün Başlıkları



Atam izinden hiç ayrılmadık

10 Kasım Atatürk'ün Ölümünün 78’inci Anma Günü dolayısıyla yurt genelinde, yurt dışındaki temsilciliklerde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde tören düzenlendi.

Atam izinden hiç ayrılmadık
Bu içerik 1115 kez okundu.
Haberin galerisi için tıklayın!

İlk tören Erdemli Belediyesi Sahil Bandında ilçe protokolünün de hazır bulunduğu tören düzenlendi.   Atatürk Anıtına Kaymakam Osman Taştan, Garnizon Komutanı Bilgin Gökhan ile Erdemli Belediye Başkanı Mükerrem Tollu tarafından  çelenk  koydu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Saat 09:05 geçe  sirenler çaldı, bayraklar yarıya indirildi.

İkinci tören ise 15 Temmuz Şehitleri İmam Hatip Ortaokulu Konferans Salonunda düzenlendi. Erdemli Akdeniz Anadolu Lisesi Müdürlüğü tarafından anma programı düzenlendi.

Erdemli Akdeniz Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Ahsen Feyza Göz ile öğretmen Fahri Erdemli, emekli öğretmenlerden Murat Arıcı ile Ahmet Refik Erdem günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yaptı, öğrenciler oratoryo ve şiirler okudu, gösteriler sundu.

Erdemli Akdeniz Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Ahsen Feyza Göz günün anlam ve önemini belirten özlü bir konuşma yaptı. Göz konuşmasında şunları ifade etti:

‘’İzmir kurtulmuş, çok  tatlı bir yorgunluk; Ankara’ya hareket edecekler. Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün; Yaveri Atatürk’ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk yorgun ve bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır.” Paşam, bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde niye böylesiniz.” der. “Çocuk,  kompartımanıma yastık ve battaniye koymayı unutmuşsunuz. Kolumu yastık yaptım; ağrıdı. Setremi yastık yaptım, üşüdüm: uyuyamadım kalktım” der. Yaveri “Aman Paşam! Birimize haber verseydiniz hemen bir battaniye ve bir yastık getirirdik” der.

Ve bir ülkü kurtarmaktan dönen komutan, tarihi bir cevap verir; “ geç fark ettim  çocuk ; hepiniz benim kadar yorgundunuz, hiçbirinize kıyamadım. Önemli olan benim değil milletimin rahat uyuması” der.

Yine bugün 10 Kasım, takvimlerden bir gün. Sonsuza kadar da bu tarih devam edecektir. Fakat bazı günler vardır ki; diğer günlerden faklı bir önem, tarihi bir değer taşır.İşte 10 Kasım’da öyle günlerden. Her yıl bu tarihte Türk Milleti ile beraber bütün dünya; büyük bir insanın fani hayattan ayrılmış olduğunu hatırlayacak; O acı günü ve bir ilahi düzenin gereğini derinden düşünecektir. Çünkü Atatürk Türk Milletinin nadir evlatlarından biri ve son yüzyılda Türk Milletinin acı kaderini yenen bir insan, dahi bir devlet adamı, eşsiz bir komutan, mümtaz bir diplomat;  ”Yurtta Sulh Cihanda Sulh” diyen büyük bir barış insanı, “En hakiki mürşit ilimdir” diyen ilme ve medeniyete en büyük değeri veren gözde bir insandır.

Çocukluk yıllarındaki tüm olumsuzluklara rağmen azimle okumuş, ileriki yıllarda askeri okulları başarı ile tamamlamış ve tarih sahnesindeki yerini almıştır. Biz Mustafa Kemal’i ilk olarak Trablusgarp savaşında tanıdık. Onun bu başarısı dönem padişahlarının da dikkatini çekmiş; zeki çalışkan, gözü kara ve vatanseverliği ile herkesin gözü üzerinde olmuştur. Mondros ile yurdun paylaşılmasına daha fazla seyirci kalamamış ve Padişah’ın  izni ve yine Padişah’ın hazırlattığı vapurla Samsun’a çıkarak kurtuluş mücadelesini başlatmıştır. Çünkü Padişah bile kurtuluşu onda görüyordu. Mustafa Kemal; gücünü ve cesaretini özgürlüğe susamış Yüce Türk Milletinden alıyordu. Yıkılmış, dağılmış ve ümitleri yok olmuş hürriyet ve İstiklal aşığı bir milleti ayağa kaldırmış; derlemiş, toplamış ve bir büyük devlet olmaya çağırmıştır. Nitekim peş peşe yapılan toplantılar kıvılcıma, kıvılcımlar volkana dönüşmüş ve tüm yurdu istiklal mücadelesi sarmıştı. Umutsuzluğun yerini umut, karanlığın yerini aydınlıklar kaplamıştı. Daha sonra Mustafa Kemal, Türk milletinin karakterine en uygun olan yönetim  şekli  Cumhuriyeti ilan etmiş ve inkılapları en güzel şekilde gerçekleştirmiştir. Demokrasinin temelleri atılmış ve olmayacak işler olur hale getirilmiştir.

O bize 1920’den 1938’e kadar modernleşme ve batılılaşma adına kazanacağımız ne kadar hak varsa vermiştir. Kendisinin de dediği gibi gerçekten az zamanda çok iş yapılmıştı.

 Mustafa Kemal sadece cepheden cepheye koşturan kahraman bir asker değildi. O gerçekten müstesna bir kişiliğe sahipti. Yolculuk yaparken arabasını durdurarak tarlada çalışan çiftçilerle konuşacak kadar mütevazi ve içindeki çocuğu hiçbir zaman öldürmeyen bir liderdi. Onun salıncakta sallanırken fotoğrafına baktığımızda; yedi düvele meydan okuyan keskin bakışlarının altında çocuksu ruhunu, mutluluğunu ve şen gülücüklerini görebiliriz. O devletin işini, vatan aşkını her şeyin üzerinde tutmuştu. Annesinin ölüm haberini aldığında toplantılarını aksatmamış,cenaze işlemleri ile ilgilenmesi için Yaveri Salih Bozok’a telgraf çekmiştir.Şimdi düşünüyorum da annemin cenazesi mi yoksa devletin işleri mi gerçekten bu kararı vermek çok zor.

Bizlere düşen görev; onun bıraktığı emanetlere sahip çıkmak, korumak, ilke ve inkılaplarını yaşatarak daha ileri medeniyetler seviyesine çıkarmaktır. Keşke onu görüp, dokunup konuşma şansımız olsaydı. Ama kendisinin de dediği gibi onu görmek demek, bedenen görmek demek değildi. Onun  gibi düşünmek, onun vatanseverlik ve milliyetçilik ruhuna sahip olmak, onun laiklik ve demokrasi anlayışını benimsemek, fikri ve vicdanı hür insanlar olmak zaten onu görmek olacaktı. Yüce Türk Milletinde de bu ruhun olduğuna yürekten inanıyorum.

 Tüm Dünya kamuoyunun en iyi devlet adamı olarak tanıdığı, günümüzde dahi en iyi lider olarak birinci sırayı alan Ulu Önder Atatürk’e sahip olmanın kıymetini biliyor ve gururunu taşıyoruz. O hasta yatağında bile vatan için bir şeyler yapmanın telaşındaydı. Son zamanlardaki fotoğraflarına  baktığımızda sağ elini ceketinin arasında tutarak hastalığını, karnının şişliğini saklayarak toplantıdan toplantıya koşturmuştur. O gerçekten bizler için gecesini gündüzüne kattı ve hayatını feda etti. O; bizim acı kaderimizin üzerine doğan bir güneşti ve onunla var olduk ve onunla var olmaya devam edeceğiz.

 İyi ki vardın, İyi ki Türk Milletinin lideri oldun ve iyi ki bize bu günleri armağan ettin.

 Sözlerime birkaç mısra ile son vermek istiyorum:

 Başın mı dertte beni hatırla,  Duy beni, en sıkıldığın anda, Baştan sona her şeyiyle bu vatan

 Sakın ağlamasın Kasım’da.  Fatihler, Kanuniler ölmez, İnanın Mustafa Kemaller tükenmez.

Ne Mutlu Atatürk’e, ne mutlu ona sahip olan Yüce Türk Milletine Saygı ve sevgilerimle teşekkür ederim.’’

Erdemli Akdeniz Anadolu Lisesi eski Edebiyat öğretmenlerinden Murat Arıcı Atatürk adlı şiirini okurken tarihçi ve yazar Ahmet Refik Erdem de Atatürk’ün Mersin ve bölgesine gelişi ile Yörüklük tarafını konu edinen  sunum yaptı. Öğrenciler oratoryo sundu. 

İlçemizdeki 10 Kasım Törenleriyle ilgili olarak fotoları galerimizi tıklayarak izleyebilirsiniz.

erdemli ajans erdemli haber 10 kasım atatürk erdemli
Advert
Advert
Sende Yorum Yaz.
Kalan karakter sayısı : 500
HERKES BUNU KONUŞUYOR X
Dikkat! Cuma Günü Elektrik Kesintisi
Dikkat! Cuma Günü Elektrik Kesintisi
Mersin'e Koş, Mersin'de Koş
Mersin'e Koş, Mersin'de Koş
Ajans Damla'dan 2018 promosyon ürünleri tanıtımı
Ajans Damla'dan 2018 promosyon ürünleri tanıtımı
Umrecilere Seminer
Umrecilere Seminer